Salı, Nisan 10, 2018

50 lira

bazı anlar vardır onlar kapkara parıldar. yine kötüydüm ama insanlarla görüşmeyi şimdi ki kadar kesmemiştim. herkesi olduğu gibi kabullenmek gerekiyor dediğim zamanlardı. sabah, kalktığımda iskender'den bir mesaj aldım "Sennur ölmüş, cenazede buluşuruz" gibi bir şeydi. o zamanlar ikinci yeniciler gibi bu zamanda da bir tarikat olup çıkmıştık... birileri ölünce yakın hissettiğin birilerine haber verip yan yana durmanın, orada acıyı paylaşmanın, acı içinde kıvranmak değilse de bunu kaldıralımın peygamberleri gibiydik.
gelemem dedim, niye dedi; evliydim, işsizdim, mutsuzdum.
hesap numaranı ver dediğinde, ben; hangi bankanın kartıma bloke komadığını düşünmek zorundaydım.

birde kızi vardı, hayatta en çok istediğim şeylerden kendisi... uzun saçları, derin gözleri, anlamlı bakışları, kısa mı kısa boylu, bir nefesiyle koynumda olan kendi, bir evde şahsiyet, bir villada gurur, başka bir zaman da bir an gibi... Kızi. çünkü adı ile yadigar bir o kadar aramızda hatta adını yaşayan bir canlıydı. adı nereden geldi, orayı gördü, acı neymiş onu gördü, sahipsizlik an sızın çıkıp gelmez ve orada bir sen varmışsın da başka kimsede yokmuş bunu gördü... dayandı, en önemlisi bizim, insan yokken sen vardın.

bunları bir şekilde hallettik ve siyasi parti çelenkleriyle beraber Sennur ablanın cenazesi nişantaşı'ndan kalktı, gitti, ışıklara gömüldü.

yukarıdaki kısım giriş, gelişmeyi hiç anlatmayacağım.

sonuç: aradan bir ya da iki yıl geçti. ben yine her zamanki gibi kötüyüm. hayatımdaki insanlar değişmiş, evim yok olmuş, yeni gezegen keşfedilmiş, genç bir kadınla sevişiyorum onun handikapları benimkiyle örtüşmüyor, ben nasıl olur da böyle olur diye kendimi viskiye vuruyorum. aşık oldum. bunu hissettiğim anda sarhoşluk hiçbir şeymiş onu anladım ve mülayim bir beyaz yakalı olmaya karar verdim, anama küfretmediği sürece şu dünyadaki tüm orospu çocuklarına katlanabilirdim.
peki n'oldu dersiniz? kadın için kendimi değiştirmeye karar verdim. kadının istediği adam olacaktım.

denedim, daha öncede denemiştim, yine ve daha fazlasını deneyerek yoluma devam ettim. arada bir çılgınlık yapıp birkaç şiiri yolladım iyi yazıyordum, çünkü yüklüydüm. beni sınasınlardı, beni değerlendirsinlerdi, beni farketsinlerdi... zaten az bilinen şairler muhtarlar gibiydi. bizim tarafımızda şu vardı, hala var; şair ölünce...

yine bir sonuç olarak kendimi izmir'de buldum, çok aşıktım, çok sevmiştim, onun sevmediği şeyleri istanbul'da düzeltecektim.

bir süre idare ettim, biraz daha idare ettim, sonra biraz daha içmeye başladım kadıköy'de... sonra
para yatırdığım atların hepsi topal çıktı ama koşmaya hazır, şimşek gibi gözüküyordu.

ben mülayimlikle, kuşkuyla, kendi yarasını düzeltmeye çalışarak A-1'de yatıp birkaç telefona tamah eden birisiydim. Bir akıl hastanesinde kalemimi vermiyor vermemeye çalışıyordum, birkaç sayfa yazmıştım da...

kalem bu, hem satmayacaksın, hem yazacaksın hem de almaya çalışana karşı koyacaksın. inanır mısın onu da aldılar!

kendini düzeltmeye çalışmak önemli şey, dışarıda kolay bu biliyorum. içkiyle, kadınla, arkadaş ya da yoldaşlarla... oğulla ya da kızla... kitaplarla...

çok küfrettim çok ama çok fazla küfrettim.

aylarca izmir boktan bir yer deyip durdum, meyhanelerinde kafayı buldum, arkadaşlarla buluştum, sıkıldım bunaldım, ucuz şarap içtim...

döndüm işte gerçeğe.

çok kötüydüm, bir sabah haber geldi. Sennur Sezer'den ödül almışsın.. ama ben hastanedeyim... ama hala bazı insanlara borcum var.








Çarşamba, Eylül 06, 2017

tadındayız işte


beynimde oradan oraya koşturan düşünce
sancıya ulaştı
oldu işte ağrıyla uyandım
dağınık eşyalar gibi durduğum ev
nereye dönsem o
ey her şeye el veren tetik
ya kudretinden sual edilsin
ya da gel yeniden kaldır ayağa
alacağın olsun dünya, içimdeki ejderi eğittin
başını eğiyor şimdi her ağladığımda
sondum, sonluğumla kaldım
beni vurdun beni başkasıyla vurdun
rüzgarımı aldığında iklimiydim kaldığın şehrin
ses etmedim, sesss etmediiiiim.

gözlerimi kapattığım da uçurumum çoğulum çoğul
esmer bir kıza aşık olmuştum, kara çıktı
anlıyorum şimdi neden?
kaldırıp yakamı sokaklar, kışlar ve kadınlar mı şimdi
yazarken yanılmadım hiç, hangi kelime silah değildi
hangisi sevmedi ki beni
dönüyorum yine, başım sağolsun
hayır, burada sen yoksun
bu sadece ağrı, durup durup piramitleşen bir taş
bir cami, bir deprem enkazından kurtulan nefes
yenildim, yenildiğimden de doğarım
tarih yargılar ve yanıldığımı da yazar

defterler alarak sana geldiğim gün
güller giymiştin sanki
benim gibiydin
benim.

ağrı eylül gibi başlar ben de,
silinmez alınyazım kalacak mı hep böyle?
bilmiyorum, umrum değil
ya tetik
ya güneş arasında sıkıştığım 2000’ler
artık çok daha kendimleyim.
ben ileride belki daha güneşli bir günde
ölümü bir kez daha deneyeceğim.

tadındayız işte o ve ben

o ve ben

Pazartesi, Eylül 04, 2017

ahh

kurduğum kubbeyi yıkanlar oldu. emekle, sevdayla, itinayla yıkanlaaar. onlar için o için ah biriktirdim, öfkem gürz, acılarını etlerine ilikleyecekler. acılarını tenlerinden sökerken zırhları delinecek.

Salı, Mayıs 09, 2017

Bir Kadıköy Hikayesi

Yine yazmayalı uzun zaman oldu değil mi? Hank yazamadığı zamanlarda ayak tırnaklarının çok uzadığından ve bira göbeğinin ayaklarına ulaşmasını engellediğinden bahseder bir anısında... Daktilosuna da piç'le şu sıralar hiç aram yok der. Bizim durum biraz daha farklı gelişti. Bira göbeğim yok bunun yerine six pack yapmış da değilim tabi. Şimdilik kitap okuyorum. Sanki 40 yıl sonra bitecekmiş gibi gelen romanımın arada sayfalarına bakıp ne boktan yazmışım diye küfrediyorum. 
Bunlar tabii ki bazı sıradanlıkların sıraya girmesiyle alakalı. Blog'un adına uygun şekilde aşındırıyorum. Yaşasın Ulus Baker! 

Asıl konuya gelecek olursak. Kadıköy'de yaşayan ve bunu en çok barlarda yaşayan insanların bir listesine ihtiyacım var. Bunlar tabii ki edebiyatçı olmalı. Barlardan kırmızı kart görmüş, daha çok evine kapanmış, sonrasında yine barlara dönmüş tipler. Tip dedim özür dilerim karakterler! 

Çıkarttığım sekiz kişi var. Çoğu dostum abim ya da neyse... Fakat listede ilginçtir hiç kadın yok. Kadınlarla alakalı öneriniz varsa bunları yazarsanız sevinirim. 

Kendinize iyi bakın viskiden vazgeçmeyin. 


mail: arslanbogan@outlook.com 


Salı, Ekim 13, 2015

Bu meydan...


Arkadaşlarımı öldürdüler. Hepsi iyi adamlardı. Oturup çay içsen hesabı ödetmeyen adamlardan. Uzun boylu, tok sesli, emekçi arkadaşlarımı... Beraber işçi grevlerinde işçiler rahat uyusun diye biz uyumaz sabaha kadar gözcülük yapar, polis beklerdik. Gelir ilk bizi döverdi polisler.
İnsanlara zarar gelmesin diye uyumayan arkadaşlarımı katlettiler. Halkını seven, devrimci, azıcık toprak bulsa hemen çiçek diken insanları... Katlettiler.

Ben unutmam. Ben unutmam. Ben unutmam.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...