Perşembe, Temmuz 30, 2009

Ten

Tenin dili yoktur' güzel laf! Ama yeterli değil. Neyi vardır? Kokusu, işe yarar mı bilemem. Bildiğim bir şey var ki o da şudur; ten iletişimi 3G den daha hızlı.

Bu teknolojik hadise aç çocuklara bir de yat sahiplerine armağan olsun.

"Unutulmak Üzere Kayda Geçsilsin: Gördüğünüzü görüp, konuştuğunuzu duyanlar var."

Her şeye rağmen...
Ten'e dokunmayan herşeyi bir başka sevmeli insan.
Ve tek dokunamayan vardır "uzaklık" ve onu sevemez insan.

Çarşamba, Temmuz 29, 2009

İp ucu

Yazı küçüktü ve büyük şeylere yol açıyordu. Bu güzeldi, bu iyi, bu yaşasındı.
Zekice bir uzaklık var, kimsenin görmesi gerekmiyor.
Ben biliyorum bu kadar.


Salı, Temmuz 28, 2009

Aslına bakarsanız Beyaz Gemi'de yazmaya başladığımdan beri hem Müştehir Karakaya ile aramızda iyi bir abi kardeş ilişkisi içine gireceğimizi, hem de şansımın yaver gideceği cümleler kurmaya başlayacağımı bilmiyordum.

Onun 'M.K' insanı rahatlatan bir tarafı var. Eminim rakı masasında da iyidir, en azından beni mahçup etmeyeceğini tahmin ediyorum.

Bir itiraf; abi, prof'ların beni beğenmesine pek alışkın değilim.

Aklıma geldi diye

Kısacıktık biz ne pis bi'şey bu. Uzunlar çok mu temiz? Yok o kadar uzun olmanın alemi de yok ta, ne bileyim biraz daha ortalama bir şeyler olabilicek kadar nor-mal olabilemez miydik.

Bu arada sündürme kelimesinin hakkını veriyorum ciddi şekilde Had Gadia s ü n d ü zavallı şarkı, zavallı kuzucuk, yaşasın ben. Bir şarkı bu kadar çok dinlenip, bu kadar çok sevilmez.

Günde üç öğün bu şarkıyı dinlemek üçü beş yapmak beşi on hafif bir şişkinlik yapsada iki tarkan dinlediğimde müshil etkisi yapacağından eminim. Üstüne bir de uyku... Rüyalar kısa uykular uzun yataklar üç kişilik yapılmalı nikah memurları öldürülmeli.

Ah kuzucuk ahh...

hepimizbirnevi SEYFİ TURANIZ




Hayat bize Seyfi Turan gibi davranmaya devam ettikçe, bi'şey olmasından değil de iyice sinir yapmaya başlıyoruz. Tüfek kabzasıyla gir bize, bizi bitir hayat!

Sevmiyoruz nasılsa seni, sen de bizi sevme!

-Taşları hazırlayın kaçanın kafasını kırarım!

Cumartesi, Temmuz 25, 2009

Bu Sıcakta Yaşanmıyor

Yattım uyudum tam beş saat yuh! Ev sıcak, dal kıpırdamıyor, pencereleri açtım rüzgar yok nereye gittiyse...

Bu sıcakta ne yaşanır ne ölünür ikiside işkence. Önümüzdeki Cumartesi Kadıköy Just Cafe de ( o1. Ağustos 18:oo - 22:oo arasıymış ) Zeki Çelik'in başı çektiği bir şiir dinletisi var. Oraya katılmayı düşünüyorum. Eğer kendimi bu sıcaklardan kurtarabilirsem... Bir kaç arkdaş toplanıp gidebiliriz.

Herkes toparlasın kendini, sonra gelip beni düzeltin.
Çok sıcak çok!

Çarşamba, Temmuz 22, 2009

Güzel bir günü piç etme yöntemleri

Geçenlerde ufak bir atışmadan sonra, KÜSPENİN teki gitmiş şiirimsi bi'şeyler döşemiş. Okumam falan diyordum ama dayanamadım okudum KÜSPENİN yazdıklarını.

Dillere destan... Giydirmiş allah giydirmiş.

Komik eşek.

İyi geldi aslında... Yani hava biraz sıcak ve makat 40 derece olunca insan ne okuyabiliyor, ne yazabiliyor.

Okuduk ettik kapattık gitti.
Onu mutlu edecek, toplarını sıvazlayıp sıkacak bir kadına ihtiyacı var bu kesin. Fakat dünya üzerinde öyle bir kadın yok... En büyük şansızlığı, güzel bir fahişeyle karşılaşsa herifin dili tutulur. Cebindeki üç kuruş parayıda çaldırır. Döner yine bana şiirimsi yazar, kendince bizi düzdüğünü sanır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...