Pazartesi, Ağustos 24, 2009

Saki'den Kalan

Masada; Cemal Süreya, Edip Cansever, Can Yücel, Ertan Mısırlı, Haydar Ergülen ve daha niceleri vardı bir biz yoktuk!

Herkes otururken biliyordu ki bu sağanaktan kaçma ihtimali yok. Üstümüzde gökyüzü, altımızda dünya kalabalıklaştık. Samimiyetin Everest’ine kurulduk.

Dev gölgelerin altında ezildik, çoğaldık, kendimize geldik!

Solmaz Aksoy, Kılıç Balığının Öyküsünü okumaya başladığında ağını arayan balık gibi okyanustaydık. İçten bakışlarını öyle gezdirdi ki üzerimizde, üçüncü gözü açık olmayan resim yapmasın dedim kendi kendime…

Nisan Serap, buğulu kadın, sanki içtenlik onun omurgası. Masanın öteki ucundan parlayıp durdu. O, benden daha fazla taşıyor Selanik’in rengini, buna şimdi daha fazla inanıyorum. Sen, benim için kırgınlığın en güzel başkentisin.

Nur Saka, ayran ısmarladığı, dönerini paylaştığı için sevdim onu. Şiir ondan yana. Hiç terk etmeyecek sanırım. Etmesin, eksik kalır bir yanımız. Gözlerinizden gözlerime vuran şavktan başka bir şey kalmasın aklımızda!

Biliyorum ki içinde devasa bayraklar dalgalanıyor ve perde diyeceği zaman çok yakında.

Kadri Karahan, kendi filmi devam eden şair, bu arada Engin ağabey sana çok güveniyor haberin olsun. Yakışıklı adam, güzel insan.

Üstelik aynı okulda okuduğumuz, bir dönem aynı yerlere gittiğimiz için biraz daha iyi, biraz daha güzel.

Sinem Sal, senin için iyi şeyler olacak. Oluyor da! Yaş’a basmayalım yeter.

Vedat Akdamar, kan yerine mürekkep sızdıran insandır kendisi. Yaptığı iş zor, yapacaklarını dört gözle bekliyorum.

Engin Turgut, bilgi dağı, cehaletin aforoz edildiği mekân kendisi…

(Etrafınızda bunun için varız. Umarım hepimiz daha fazla kalıcılaşırız.)

Cumartesi, Ağustos 22, 2009

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

Seviş Onunla!

Ömür; zamanı eskiten tek mucize.
O kumdan kaleleri yıkar, kediyi öldürür.
Zaman eskidikçe her şey değişir uzay genişler çöp kovaları bile bundan nasibini alır.


Her şeyin zamanı var. Sanat dâhil, aşk hariç kaldığında tenden, dokunuş körleşir. Bir duyu daha eksik başlanmalıdır güne, bir fincan kahve az…

Her şey eskir zamanla yediğin kazığın acısını unutur, yeni kazıklar yemek için kurulursun masaya, yediğin önünde yemediğin rüya!
Sarhoş olduğunda, sabah güzel kalkmak ister insan,. Olmaz bu işin raconuna ters, akşam dinle Orhan’ı, sabah çiçek böcek aç olmaaaz olmaz öyle… Senin yüzünde arabeske meyilli bir duruş var kaş hafiften ince, imladan haberin yok bacakların güzel sadece!

İşte ne diyorduk zamanı koru kolla al koynuna onu bağışla!
Eskitir her şeyi…

O zulasında yaşatır yaşlananları
O zulasında bakirelerle sevişir

Zulanda sakla, seviş onunla. Yat bu gece bir daha yok asla.

Zamanın değerini bil, bil ki yüzünde ki çizikleri göstermez hayat, hayat çizer bırakır, sonrası ölüm, orası bekleme odası araftan yapılma.
Mahşerin kaburgaları sağlamdır kızım elleri narin.

Güzel ol, çirkinleri sevme!
Yanlışa aldan.
Kaybet kendini seni bulur zaman!

Öl bu gece, 10 la seviş 1 eksil 6 na gir. Ölüm 0 noktasıdır kızım.
Hayattan alacağın yok her nefes lirsin.

Perşembe, Ağustos 13, 2009

Absürd Şeyler

Sakince adamın biriyle feneri konuşurken, abi diyor cem yılmazla çektiğimiz reklam filmini gördün mü? Kalabalığız ya tribünlere oynuyor. Kendi gol yiyor haberi yok. Reklamı izledim ama yok izlemedim dedim maksat ibnelik olsun.

Bunların sattığı cakayı yemek istemiyorum.

Çarşamba, Ağustos 12, 2009

Veler vesaireler

Ruhu şamatasız bırakmaya gelmez, beden gaza gelir. Otel odaları, sabunlar, mini buzdolabı, sarhoş olmak aşikar...

Ruhu besleme hayata kısa devre yapar. Sonra aşk falan, pembe kokan delikanlılar... Yatak sonra yorar yorar yorar...

Sabah başağrısı.
Herkesin ini olmalı kaçıp saklanacağı güzel mübarek bir in... Dış dünyadan saklayacak bir yerler bu bir beden de olabilir. Şimdi bilemiyorum... Bildiğim şey beden paslanmaz sevgili 72 milyon ve 7 milyar insan sülalesi... Soyağacınıza sahip çıkın, dünya dönek ona aldanmayın.

... Bu arada kamusalda hiç aklıma gelmiyorsun mavi. Özeliz biz özel...

Pazartesi, Ağustos 10, 2009

Otistik

Aman hareket etme dünya var karşında... Reklamlar falan afallarsın. Biz, sana geliyoruz çocuk bekle bekle. Çok reziliz çok... Sen saflığını sakla otistik...

Pazar, Ağustos 09, 2009

Çakı saklama inceliği.

Aslında iyi gündü. Tutuşacaktık engeller vardı. İyi de oldu böyle olmaması. Dostuz hala... Buna her ne kadar anlam veremesem de öyle dost...

Çakımı sakladım bu kez.

Perşembe, Ağustos 06, 2009

Giyotin amorsundan kısa bir kelle...



Bir yerlere gitmek ve dönmemek ister gibi bir yanım var. Ona, gölge gövde sanki... Ayak uyduruyor, akıl erdiriyor. Deli gömleği az bu fikre az...

Gitmek, orada kalmak istiyor. Mahşerin kaburgaları sağlamdır kuzum, elleri yumuşak. Biliyorum tahmin ediyorum.
Gitmek her zaman hoşmuş gibi çocukça kaçamaklarım var. Hep oyun dışında kal mavi.
Ölüm tut gövdemi beni de giy. Sana yakışacağıma yemin ederim.

Pazartesi, Ağustos 03, 2009

Yazlık dertler...

Şimdi kıyıların geniş
Gözlerin parlıyor şatafatlı denizler gibi
Bilirim bir küfre şarjör boşaltan bir yanın var senin
Senin de dağların var
herkes gibi,
herkese benzer insan
nasıl çiçek benzerse çiçeğe
Mavinin tonlarından çekilmeyen inatçı gökyüzü nasılsa öyle, beter
bir karanlık çağırır tek başına,
pencere önünde içilen kahve
dert, adama memeucunu uzatmaz
tırnaklarını geçirir

Uzatmayalım, şiir falan hikaye
Üç güne kalmaz ölürsün bu dertle.


Ve şimdi çok güzel bir şey dinliyorum. Çok ama çok güzel bir şarkı A. Dimiriou söylüyor kane 'Stin Akri'... Dinleyin...


Depnote: Güneş bu yarım-küreye çok yakın, deniz, mayo, bira bugün çok ama çok uzak.

Deepnote: Özlenmeyecek şeyleri özlemeyi istiyorum.

Deeepnote: Musalla'da bile sırtım yere gelmez gelmemeli.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...