Çarşamba, Kasım 10, 2010

İstanbul'u çok denedik birazda cenneti görelim.



Bugün Beşiktaş iskelesinin yanındaki parkta oturup kara ama kapkara düşünmeye başladım. 
Cebimdeki bir liranın sahte çıkmasıyla sonuçlanan yolda kalma olayımın sorumlusu açgözlü esnaflardır. 
Memur kafasına sahip olmalıyım ki, evden iki üç lira daha para almayı akıl edemedim. 

Beşiktaş iskelesinde bunları düşünürken, birisi gelip ateşinizi alabilir miyim diye sordu. 
Çakmağı çıkarttım verdim yabancıya. Ben denize bakıyorum deniz kabarmış uzağı göremiyorum, gözlüklerim evde. 
Çat çat çakmak taşının sesini duyuyorum. Kafamı kaldırıp kıza, isterseniz yakayım dedim. Ben de yakamadım. 
Her şey üst üste geliyor. Bankta falan mı yatsam acaba diye düşündüm. Sonra Beşiktaş'tan yukarıya çıkmaya 
karar verdim. Fulya'dan Şişliye doğru yürüyorum çünkü bir rezidans'ta olan D'den para alıp kendimi eve 
atmam gerekiyor. Sucuk gibi terlememin yanı sıra, Avrupa yakasının beşte birini gezmiş olmam sinir katsayımı 
binle çarpmama yetti de arttı. 

Paşa paşa Şişliye doğru yürüdüm. Bir manavın önünden geçerken canım yeşil elma çekti. Girip almam lazımdı, almadım. 
Yürümeye devam Cevahir iş merkezinin önünden geçerken yavaşladım durdum insanları dinledim. 
Cevahire gezmeye gitmenin mantığını hala çözebilmiş değilim. Millet akın ediyor resmen... Yolunuz düşerse C.İ.M'den çıkan 
insanların ellerine bakın ne poşet ve başka bir şey var. Direkt orada randevu verip, yine aynı yerde buluşup zaman geçiriyorlar. 
Tuhaf olan başka bir durumdan daha bahsetmek isterim. O da, şu; C.İ.M'in içinde su iki liraya satılırken hemen zemin katta -dışarıda- yetmiş beş kuruş, biraz ilerisinde ise elli kuruş... Serbest Piyasa Ekonomisi işte... Afrika'da temiz su borsası var mıdır, diye düşünüyorum! 

Çok uzatmayalım Mecidiyeköy'e geldim ve metrobüse binmek için jeton alacağım anda bir gümbürtü koptu ki sormayın. 
Yeni yapılan zamları protesto ediyorlar. Jeton almadım haliyle. Eyleme destek verdim. Zamlar geri alınsın vb. bilindik sloganlar atılıyordu. 
İnsanların tepkilerini merak ettiğimden -çünkü geçenlerde bu protestoyu Tv'den izlediğimde, jeton atmayın buyurun geçin diyen göstericiye anarşitlik yapıyorsunuz, diyen kara yağız delikanlı dikkatimi çekmişti!- geri çekilip izledim. Polis barikat falan oluşturuldu, sivil polisler her zamanki gibi koordinatları bildiriyor. Yine kara yağız delikanlılar, sade ama bir o kadar eve geç kalmış genç kadınların serzenişleri... Sonunda turnikeleri işgal eden tahminimce Halk Evi temsilcileri. Bende protestoya tamamen iştirak edip parasız geçtim. Ve sanırım hayatımdaki ilk kez düşeşe gittiğim eylemden ciddi bir hazla döndüm. Metrobüs işkencesine kamuyla beraber katıldık. 

Ev güzel şey. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...