Pazartesi, Ocak 10, 2011

Bir bıyığın izini sürmek.

Dün oğlumun doğum gününü kutlamak için -eski/yeni- arkadaşlarla bir araya geldik. Dönüp dolaşıp sohbet bir şekilde siyasete geldi. Gelmez mi, gelir, gelecek. Şeklinde özetlenecek bir hasret içinde muhabbetin dibine vururken. Cezaevindeki arkadaşımızın kaburgalarının kırıldığını öğrendim. Köse diyip dalga geçerdik. Şimdi Mahir Çayan bıyıklarının olduğunu söylediler inanmadım gazete arşivlerine baktım. Doğruymuş!

Gelmez mi, gelir, gelecek!

O bıyık, Türkiye'nin kaderini belirlemek için yola çıkan, gammazdan sonra cezaevi ile tanışan orada ölen, öldürülen. Dışarıda, ayran içmenin zorluğu yetmezmiş gibi kolluk kuvvetlerinin darp, taciz, hakaret, tehdit ve hatta.../ larına katlanan bunu başarmış, başaracak olanların apoletleri gibi duran şeydir.

Babadan kalan miras, çocuğa bırakacak görkemli bir yaşam, dost selamı gibi duracaktır.

Çarşamba, Ocak 05, 2011

Taksilere Bakalım

gece oldu. gözlerde kapanınca
usturama yatmak ister misin?!
kötü bir gündü.

baştan alalım kötüydü.
taksiler geçiyordu
annemi minibüse bindirdim

ölmem gerekiyordu
bazı Ocak'larda arkadaşları anıyorum.
gündoğru hepuyardık siperlere…
taksiler kırmızıda geçiyor
baba alet olma anneme
doğarsam öldürürüm diye korkuyorum kendimi.

ışıkları söndür ay var
çekmiş geceye saten çarşafını bembeyaz
siklemiyor şarap içenleri
ama taksiler çok iyi
taksiler çok iyi
onlar bizi eve götürürler
teşekkür abi çekerler
ölürler yeri geldiğinde
eylem yapıp trafiği tıkarlar filan, üstelik hakları
üç kuruşa seni benden götürdüler üç kuruşa ciğersizler

taksiler var anne
seni otobüslere bindiriyorum anla
sevgilim arabasını vermedi o benleyken müzik dinlemek ister
vitesime el atar ben anlamam taksilere bakarım
şu oğlunu annem ah şu oğlunu…
az sikmedi kadınlar. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...