Pazar, Ağustos 12, 2012

"İnsan aklındakilerle gündüzleri, yüreğindekiyle geceleri uğraşıyormuş." Can Yücel

Nikahtan önce giriş müziği arıyordum. Malum telaşlar...
Sürekli bir şeyler değişip duruyor, perdeler alınıyor eskilerim çöpe atılıyor.
Ne kadar çok kitabın var. Birazını atalım diyenler.
Aklımdaysa iki üç şey var onlardan birincisi nikahtan bir gün önce, bir litre viski almak
ikincisi nikah şarkısının değişik olması, üçüncüsünü hatırlamıyorum.
Cumartesi 20:30 nikah, kaldı üç gün.
Ortada ne viski ne de parça var.
Perişan durumdayım. Ve o yanıma geldi. Can Yücel.
Üstelik damdan düşer gibi. Tamam dedim bu olacak.
Fakat telaştan unuttuk cd'yi memura vermeyi. Saçma sapan bir evet dedim.
Eşim sonsuza kadar dedi, büyük alkış koptu tabii.

Konağa gittik yemek yiyeceğiz, her şey çok kötü, sürekli birileri gelip, o eksik bu eksik diye
beynimizi yiyor.
-Hava çok soğuk bir şeyler yap İnan!?
...
-Çocuklar üşüyor battaniye lazım!?
...
İmdadıma garson yetişti
Abi ne vereyim sana?
Rakı

Neyse dj geldi giriş parçanız hazır mı diye sordu. Ceketimin cebinden Can Yücel'i çıkarttım.
Hazır dedim.

İki üç dakika dans edeceksiniz, uzun olursa keserim dedi. Canınız sıkılmasın... bazıları sıkılıyor.

İndik dj bizi görüp başladı.

Sevgi Duvarı Can Yücel

Nur Saka ablam, canım ablam. Zor günlerimin yareni.

Çıktı şiirlerini okudu.

Yelda Karataş ablam benim ev yandığında evinin bir odasını ayarladı. Burası senindir evlat dedi.

Şiirlerini okudu. Turgut Uyar'ı yeni aldığını söyledi.

Soldan Mustafa Köz Nur Saka Ertan Mısırlı...





Gece yarısına doğru Ertan Mısır'lı abim geldi. Kavis adında bir teşkilat kurmuştuk zamanında onunla. KAVİS- Kaldırım İşçileri ve İşsizler Sendikası... Saçma sapan bir şey olmuştu ama eğleniyorduk. İnternet bizi güldürebiliyordu. Ona Üsküdar sorumluluğunu vermiştim naçizane ben de Kadıköy'ü almıştım.
Şiirler yazıp, Kavis'i büyütmeye çalışıyorduk. İçimizde büyüdü tabii Kavis, bizden habersiz kaldırım işçileriyle...






Sonra Özcan Sapan abim geldi. Sakalları altın... İçtiğimiz rakının haddi hesabı yok. Özcan abi gülüyor, kahkahasına kurban. Ben bozuğum, işsiz kaldığımda beni ona yönlendirmişlerdi. Bir özgeçmiş yazıp mail atmıştım, adamdan tık yok.
Fırsatını yakaladım dedim, ağbijiiim diye girdim konuya, ben ijsizdim o zamanlar...

Nur Ablam döndü İnan dedi, nice nikah gördüm. Senin cesaretini gösteren olmadı. Neden abla diye sordum. Can Yücel dedi.







Şimdi tam bugün üçüncü ayımızı doldurduk. Sabah erken kalktım, bu ay yaklaşık 50 sayfa yazmam gerekiyorken saatlerdir sevgi duvarını dinliyor ve blog'a yazı yazıyorum.

Karımı öperek uyandırdım. Gel dedim bir sürprizim var. Çalışma odamda Can babanın sevgi duvarı çalıyordu. Sarıldı teşekkür etti. Bugün dedim üç ay oldu.

Serseri dedi. Üç ay ne seksen beşe kadar gideceğiz. Daha önümüzde yıllar var.

Seni çok seviyoruz Can baba, haberin olmasa bile en azından Kadıköy'de bir evde kitaplara sesin vuruyor, titriyor kitaplık ve onlarda senin içtiğin kokacak öğlene doğru.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...