Perşembe, Ekim 18, 2012

Raflardan çekilen şiir kitapları ve şiirden çekilen şairler.

Türk Şiiri neden yayıncılar tarafından yalnız bırakıldı/bırakılıyor? Bu soruyu sorma nedenim geçtiğimiz günlerde D&R ve Remzi Kitapevinin raflarında artık şiir istemiyor oluşu. Ticaret açısından bakıldığında mutlaka arz talep durumu mevcut ve haklılar.
Peki bu kararın alınmasında şairler, vasatlık çağını yaşıyor olabilir mi?

Şiir yazmanın bu denli 'kolaylaştığı' bir süreçten geçiyor oluşumuzu; şiirini bildiğim bazı yazarların periyodik kitap basmalarından, yayınevi ve yazar/şair arasındaki sözleşmenin kapana benzer maddelerinden ve elbette şairlerin ekonomik durumlarının kötü oluşundan çıkarıyorum. Elbetteki şiir gecelerinin ahmak havasından kazanılan para, ev kirasına yetmiyorsa da su, elektrik, kondom parasına yetiyordu. Bu şiir gecelerinin genel bir çöküşü ifade ettiğini hep, her zaman içinde ya da dışında olsam da söyledim, yazdım. Şiirin birayla fermante oluş sürecine bizzat tanığım ve ikinci Arjantin'den sonra güzelim şiirler kurşuna diziliyordu. 
İşte bu gecelerin anlamsızlığı üzerine yakınan insanlar çoğalmaya başladığı sıralarda ve bu mekanlardan uzaklaşmaya başladığında bu kez şairler figan etmeye başladı. 

Eğer yazar/şair yazdıklarından uzaklaşıp kendisini esnaf gibi düşünmeye başlarsa, o vakit okuyucuyu müşteri gibi görür. 

Kimse gitmemeye başlar. Şiir gecelerinin özeti budur. Sonrada telefonunuza şöyle bir mesaj düşer. 'Şiir geceme lütfen gelin ya da facebook vs gibi sosyal paylaşım sitelerinden etiketlenir haberdar edilirsiniz.'

Gelelim yayınevlerinin şiir basmama raflardan şiir kitaplarını indirme kararı almasına... 

Öncelikle şu soruyu sormakta fayda var. 
Halihazırda şiir kitabı basan kaç şair bu karara tepki gösterdi? Yok ya da yoka yakındır. Bu bir, ikincisi; başta da bahsettiğim gibi yayınevleri arz talep usulüne göre yaşantılarını sürdürürler. Edebiyat eşrafı zaten bunu çok iyi bilmektedir. Şairden devşirme öykücülerin, romancıların türeme mevzuda bundan ileri gelir. Yani satmayacak 'şeyi' neden bastırayım mantığı! Halbuki disiplinler arası geçişi sağlamak -öykü, roman, deneme, vs.- yazarın gelişim düzeyinde önemli bir parçadır. Fakat edebiyatımızdaki çıkarcı damar bu düzey algısını bertaraf ederken aynı damar üzerinde bitlerinin kanlanması sonucunda devşirme disiplin arayışlarına meyledilmiştir. 

Bazı yayınevleri halen şiir basmakta fakat kan kaybetmeye de devam etmekte. Elbette büyük yayınevlerinden bazılıları da pilot şairlerini piyasa üzerinde sınıyorlar. Çünkü satıyor. Elbette bir roman ya da öykü yazarı kadar değillerse bile diğer disiplinlere yakın satış rakamları tutturuyor olmalılar ki, sözleşmeleri yenileniyor. 

Genç şair ve yazarlaraysa kapılar kapalı. Bu genç şair durumu başka bir yazının konusu olduğundan hiç değinmeden geçiyorum. 

Şairlerin şairlere vefa borcu vardır. Okumalarını adı duyulmuş şairler üzerinden yapan yeni şairler, eskilerden  mutlaka etkilenirler. Ve yazma dürtüsünü harekete geçirir geçmiş dönem şairleri... 

Derdimizin derin olduğu yaranın sahipleri olarak, yaralı parmağa işeyelim artık! 


Ayrıca Şiir ve Vefa konusunda küçük bir örnek
Bekir Tunga Uyar adını bir araştırırsanız bunu göreceksiniz. 

Vefa ise şiirimizin en güzel semtidir.  



arslanbogan@outlook.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...