Pazartesi, Kasım 19, 2012

Fırtına gelip aramıza serildi. -Bir Ahmet Kaya geçti-



yeni sigaraya başlamıştım, okuldan firarlar sıklaşmıştı, kızlarla yakın ilişkiler kurmaya beden dersinde başlamıştım. sıkı dostluklar kuruyordum, kiralık bir müştemilatta oturuyorduk. bahçesinde geniş bir ağaç vardı. biraya henüz başlamıştım üç kişiye iki şişe yetiyordu.

yine firar eve, bizim müştemilata gittik sabahın körü evdekiler işe gitmiş anahtarla çevirdim kilidi, küçük bir teybim vardı. kasetleri yüz binler satıyordu. güzeldi. teybin başına kurulup biraların kafasını kopartıp içmeye başlıyorduk daha 15 en fazla 16 yaşındayız. derin derin söylüyordu. örneğin; 'sen de içi, sen de iç, piç!' diyordu. 

-lan herif ne yürekli, baksana küfrediyor.
-ben duymadım 
-dur başa sarayım 
-vay anasını 

televizyonda program yapmaya başlamıştı ahmet abinin vapuruydu adı. sonra bir demet tiyatro'da saldıray'ın arkasında posteri duruyordu. siyaset meydanda konuşmaları ailecek bizi mest eder olmuştu. ahmet abi konuşmaya başlıyor, sözünü tırmandırıyor, tırmandırıyor elini omuz hizasına getirip indirdiği anda darbeyi vuruyordu. anneannem paketinden bir sigara daha çıkartıp yakıyor, ben de tuvalete kaçıp orada içip 

-adam konuşuyor. deyip dipliyordum sigaramı.

o zamanlar da düşündüğümü şimdi de düşünüyorum. Ahmet Kaya ve Aziz Nesin gerek yazılı basında gerekse görsel basında sözünü sakınmadan konuşan iki cevherdi. birini Sivas'ta yakmaya çalıştılar, diğerini sadece Kürt olduğu ve yine sözünü esirgemediği için Türkiye'de yaşarken davalarla sindirmeye çalıştılar. hürriyet gazetesinin Ahmet Kaya için attığı manşet "vey şerefsiz"di. şu sıralarda kimin şerefli kimin şerefsiz olduğunu daha iyi idrak ediyoruz.

seni çok özlüyorum Ahmet abi, yaşasın sigara diyordun. günde dört pakete çıkarttım diyordun. bu dert adamı verem eder diyordun... olduk "gözüm" onu da olduk, sensiz olamadık. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...