Salı, Ocak 24, 2012

ansızın.


Hayatını paradigma üzerine kurup mailine porno spamlar gelen profesörler değerler silsilesini ansızın unutup “dünyanın yarısı geri zekalı kalan yarısınıysa bilmiyorum?” diyebilirler. Ama bu hiçbir şeyi değiştirmez. Prof. Mailine gelen güzel kızları izler, dünya geri zekalılığına devam eder. Paradigmalar yolundan sapar kendini yokuşa sürülmüş hisseder. 

Çarşamba, Ocak 11, 2012

iyi ki doğdun DÜŞÜNCAN'ım


önce ev yandı. evde sen olmadığın için "çok şanslıyız" dedim yoluma devam ettim. sonra işsiz kaldım "sorun değil" dedim sen varsın, şimdi değilse bile ileride anlayacaksın. şimdi de bunlar... olsun oğlum. iyi ki varsın iyi ki doğdun. hediyelerin kargoya verildi, geliyorlar.
her ne olursa olsun biz yolumuza devam edeceğiz. senin koşmana gerek yok. ben adımlarımı küçültürüm.

Perşembe, Ocak 05, 2012

sıradan bir perşembe.

yapılacak işleri sıraya koyup yola devam etmenin zamanı. bugün günlerden perşembe ve belki de bir pazartesi sabahı her şey için çok geç olabilir. kasmadan kasılmadan yola devam etmek gerekiyor. o yol ki; bize çocukluğumuzda tavşan ve kaplumbağanın yarışında hep kaplumbağa olmayı öğütleyen yol. halbuki bazıları o hayvanı otobanda ters çevirip defolup gidiyor. kaderi bu devşirilmek! diğerinin de kızartmasından söz edebiliriz o halde!

evet, bir dizi projesi vardı ve garip şekilde şöyle bir mesaj alıp dosyayı kapattık. "üretkenliğine hayranım ama senle olmuyor." türk dizi tarihi bensiz ne yapacak diye düşünmüyorum elbette. sadece zamanı değilmiş. darısı başka dizilere.
ha bu arada reklam yazmaya başladım ve girişimlerim ışık hızıyla olmasa bile mum kudretinde devam etmekte. ilerleme kaydediyorum.


şiir dosyam köşede duruyor çünkü yazacak manzaram yok. büyük ihtimalle bu sene çıkacak ama sonrasında bir öykü kitabı basmayı düşünüyorum. bunun için hayat tarzımda biraz değişiklikler yapmam gerekebilir. buna da bakacağız. ve en son olarak eğer yazdığım roman biraz şekil değiştirir ve ayakları daha sağlam yere basarsa çok daha hoşuma gidecek. ne demiştik sıradan bir perşembe.

Çarşamba, Ocak 04, 2012

belki de.

belki aynı sigarayla ikimizde kansere yeniliriz. kim bilir sonsuzluk denilen şey başkalarının gördüğü mezar/mezar taşı zırvasından daha yücedir. allaha yürüdüler de denilebilir.. bizi tanımayanlar der bunu, biliyorsun. belki de aynı göğün altında gözlerimizi kapattığımız kıta'ya hoşça kal demek onlar için yeterli değilir. ve her şey başkalarında yeni biter bizde eskiden başlar.

Salı, Ocak 03, 2012

Kapitalizm demokrasiye küstü.

Devletlerin küsüp barıştığı, üstelik yerçekiminden dolayı hepinizin lanet olsun diyerek uzaklaşmak isteyip, beceremediğimiz bir dünyadayız. Evet, yerçekimi, bizim dünyaya çapa atmamızı sağlayan bir Isaac Newton buluşu. Dayanılmaz hafifliğimize kan doğrayan, nasıra sebep ciddi bir duruş biçimi.

Kapitalizmde demokrasi arama çabaları sanırım son bulma noktasına geldi. Kapitalizm demokrasi kavramını içine sindirmeye çalıştıkça, dünyanın dört bir yanında o bünye bu güzelliği kaldıramaz çığlıkları atılıyor. Elbette Türkiye de bu ülkeler arasında, bize ne yalanlar söylendi… İleri demokrasi, demokratik atılım. Geçmişe gidecek olursak bir döneme ipotek koymuş Türkiye’nin en sağcı partisinin adı bile Demokrat Partiydi. 


Demokrasi dediğimiz şey zaten temel sistemin oyuncağı. İstediği gibi oraya buraya çekilebilen bir olgu olduğunu biliyoruz. Diktatörlükle yönetilen bir ülkede yandaşlara demokrasi elbette vardır. Peki diğerleri? Bu sorunun cevabını hepimiz biliyoruz. Halk iradesinin sıfır derecede dondurulduğu bir ülkede toplum adına özgürlük isteyen insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Nerede artıyor, tabii ki içerde. Eskilerin değimiyle dam da.

Aslına bakarsanız sorun değil. İçerdekilerin dışarıdakilerden daha rahat olduklarını düşünüyorum, çünkü aynı idealler peşinde koşanların soluk alabileceği mekânlar haline geldi cezaevleri. Gazetecileri kafesledikçe Türkiye deki gerçek gazeteci sayısı da ortaya çıkıyor. 



Sanırım bu gidişle içerisi dışarısından daha “hoş” bir yer haline gelecek. Devletin özgürlük istismarı yapması her dönem karşımıza çıkan olgulardan biridir. Yanlışlıkla devlet gider halkını bombalar sonrasında bir süre ortalıkta gözükmez ve hemen sonrasında başka bir özgürlük hâsıl olur.
Bu arada şuna da değinmeden geçmeyelim.

Bu edebiyat çevresinde öylesine insan kılıfı giymiş/giydirilmiş tipler var ki aklınız almaz, dimağınız durur. Kardeşim memleket kan gölüne dönüyor sen o gölde balık tutmaya çabalıyorsun. Çık bir yere demeç ver, git bir basın açıklamasına katıl, git bir protesto metnine imza at. Yok, onun varı yoğu kitlesi. Aman diyelim Allah zeval vermesin kitlene. Sen zaten vatandaşlık görevini yerine getirip sürü zihniyetinin bir mahsulü haline gelmiş/getirilmişsin be kardeşim. Kitlenizle mutluluklar.






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...