Salı, Ağustos 14, 2012

İki tek.


Pazar, Ağustos 12, 2012

"İnsan aklındakilerle gündüzleri, yüreğindekiyle geceleri uğraşıyormuş." Can Yücel

Nikahtan önce giriş müziği arıyordum. Malum telaşlar...
Sürekli bir şeyler değişip duruyor, perdeler alınıyor eskilerim çöpe atılıyor.
Ne kadar çok kitabın var. Birazını atalım diyenler.
Aklımdaysa iki üç şey var onlardan birincisi nikahtan bir gün önce, bir litre viski almak
ikincisi nikah şarkısının değişik olması, üçüncüsünü hatırlamıyorum.
Cumartesi 20:30 nikah, kaldı üç gün.
Ortada ne viski ne de parça var.
Perişan durumdayım. Ve o yanıma geldi. Can Yücel.
Üstelik damdan düşer gibi. Tamam dedim bu olacak.
Fakat telaştan unuttuk cd'yi memura vermeyi. Saçma sapan bir evet dedim.
Eşim sonsuza kadar dedi, büyük alkış koptu tabii.

Konağa gittik yemek yiyeceğiz, her şey çok kötü, sürekli birileri gelip, o eksik bu eksik diye
beynimizi yiyor.
-Hava çok soğuk bir şeyler yap İnan!?
...
-Çocuklar üşüyor battaniye lazım!?
...
İmdadıma garson yetişti
Abi ne vereyim sana?
Rakı

Neyse dj geldi giriş parçanız hazır mı diye sordu. Ceketimin cebinden Can Yücel'i çıkarttım.
Hazır dedim.

İki üç dakika dans edeceksiniz, uzun olursa keserim dedi. Canınız sıkılmasın... bazıları sıkılıyor.

İndik dj bizi görüp başladı.

Sevgi Duvarı Can Yücel

Nur Saka ablam, canım ablam. Zor günlerimin yareni.

Çıktı şiirlerini okudu.

Yelda Karataş ablam benim ev yandığında evinin bir odasını ayarladı. Burası senindir evlat dedi.

Şiirlerini okudu. Turgut Uyar'ı yeni aldığını söyledi.

Soldan Mustafa Köz Nur Saka Ertan Mısırlı...





Gece yarısına doğru Ertan Mısır'lı abim geldi. Kavis adında bir teşkilat kurmuştuk zamanında onunla. KAVİS- Kaldırım İşçileri ve İşsizler Sendikası... Saçma sapan bir şey olmuştu ama eğleniyorduk. İnternet bizi güldürebiliyordu. Ona Üsküdar sorumluluğunu vermiştim naçizane ben de Kadıköy'ü almıştım.
Şiirler yazıp, Kavis'i büyütmeye çalışıyorduk. İçimizde büyüdü tabii Kavis, bizden habersiz kaldırım işçileriyle...






Sonra Özcan Sapan abim geldi. Sakalları altın... İçtiğimiz rakının haddi hesabı yok. Özcan abi gülüyor, kahkahasına kurban. Ben bozuğum, işsiz kaldığımda beni ona yönlendirmişlerdi. Bir özgeçmiş yazıp mail atmıştım, adamdan tık yok.
Fırsatını yakaladım dedim, ağbijiiim diye girdim konuya, ben ijsizdim o zamanlar...

Nur Ablam döndü İnan dedi, nice nikah gördüm. Senin cesaretini gösteren olmadı. Neden abla diye sordum. Can Yücel dedi.







Şimdi tam bugün üçüncü ayımızı doldurduk. Sabah erken kalktım, bu ay yaklaşık 50 sayfa yazmam gerekiyorken saatlerdir sevgi duvarını dinliyor ve blog'a yazı yazıyorum.

Karımı öperek uyandırdım. Gel dedim bir sürprizim var. Çalışma odamda Can babanın sevgi duvarı çalıyordu. Sarıldı teşekkür etti. Bugün dedim üç ay oldu.

Serseri dedi. Üç ay ne seksen beşe kadar gideceğiz. Daha önümüzde yıllar var.

Seni çok seviyoruz Can baba, haberin olmasa bile en azından Kadıköy'de bir evde kitaplara sesin vuruyor, titriyor kitaplık ve onlarda senin içtiğin kokacak öğlene doğru.





Cumartesi, Ağustos 11, 2012

Şimdi beni kim alkışlasa, avuçlarını düşünüyorum, ne sahneydik boş bir tirat da...
monoloğumuz fazlaydı belki, belki çay eksikti bilemiyoruz.

Bir tür olarak: Atık insan tipi

Bazı insanların nüfus kağıtlarında doğum tarihi yerine son kullanma tarihi olmalı. Evet, kesinlikle bu iş böyle olmalı. 
Kendi kendini yok edip, doğaya angarya olmamalılar. 

Böylelikle başımız daha az ağrır.  

Perşembe, Ağustos 09, 2012

Yankee go home!



Sorunu çözmüşler gibi görünse de, dünyanın argümanlarını kullanmaları, Mars'ın yakında ilk sömürgemiz  olacağının kanıtı.

hav

Ahmet Kural'ın "diyemedim ya la" nın diğer versiyounu 

İşte Best Of İdris Naim Şahin

Kızılay'daki patlama (20 Eylül 2011): Üç adet can kaybı var.

Van depremi (29 Ekim 2011): (Depremzedelere hitaben) Sarayda oturuyorsunuz gel dediğiniz yok.
Kürt sorunu (7 Kasım 2011): Kürt sorunu diyorlar. Ben arıyorum sorunu bulamıyorum.






Sanatçılara PKK eleştirisi (26 Aralık 2011): Birileri saptırarak, kendine göre gerekçeler uydurarak teröre destek veriyor. Neyiyle veriyor, belki resim yaparak tuvale yansıtıyor, şiir yazarak şiirine yansıtıyor, günlük makale, fıkra yazarak oralarda bir şeyler yazıp çiziyor.

Onbaşı tartışması (10 Ocak 2012): (BDP'lilere hitaben) Siz on para etmeyen insanlarsınız ve o sözleri söylüyorsunuz.

Nevruz olayları (27 Mart 2012): Birilerinin kitabı, birilerinin bayramı öldürmekten yanaysa da şu bilinsin ki; 75 milyon vakur ve sessiz yığının silahına da gerek yok, yumruğuna da gerek yok, sadece birer tükürüğü o 75 bin haini yok etmeye yeter ve yetecektir.

Gaz bombası (7 Nisan 2012): Gaz bombaları zararsızdır, ihtiyaçlar doğrultusunda ihale ile yeteri miktarda gaz alımı yapılmaktadır.

Takla at (6 Nisan 2012) Erzurum'da 5 TEDAŞ işçisinin yaşamını yitirdiği gölette yaptığı incelemenin ardından geçtiği Pasinler'de 'Sayın bakanım geldiğine çok sevindim' diyen Mustafa Boğaçayır'a 'Hadi bir takla at ya da oyna bir göreyim'

Salı, Ağustos 07, 2012

Kadıköy Kollektif - Bir Kadıköy Kitabı.

Kitap hazırlıkları başlıyor. Hepinizin bilgisine umuyorum ki, bu yıl ki TÜYAP KİTAP FUARINA yetişecektir. Kadıköy Kollektif adı altında bir yapılanmaya gideceğiz. Öncelikli olarak Kadıköy'ü anlatacağız örneğin Kadife sokaktan başlayıp Moda sahile kadar gidecek olanalar mutlaka çıkacaktır. Şimdilik Kadıköy Kollektif dört adet baba yiğitten oluşuyor. Daha sonra aramıza katılacaklar, -hiç istemesek de- aramızdan ayrılacaklar  olacaktır.

Kadıköy Kollektif hepinizi yakında selamlayacak.

Cumartesi, Ağustos 04, 2012

Cuma, Ağustos 03, 2012

bazıları sıkar.

zaman ve yanılgı birbirini takip eden umarsızlık durumlarından sadece birisi. tanrı ve yokluk tamlaması da bu umarsızlık oluşuna -ve daha yüzlercesi - dahil edilebilir.
bu etkenlerin oluşum süreci elbette insanlığın doğuşuyla alakalı. zaman içinde insan kendi değer yargıları, doğası ve ahlak temellerini oluşturarak, doğaya pençelerini geçirdi. yaraladı. öldürdü. ve tüketmeye başladı.
handikaplar için ne yapabiliriz?! sorusu artık tarihe gömüldü.
hiç diye bir kelime var artık.
herkes felsefeyi gençliğinde yaraladı ve büyüğünde anladı ki, kan kaybından öldüğünü.

evet, insanın kendi doğası var ve bu doğa kan vanalarıyla besleniyor. güzellik sadece çekilen fotoğrafların fi tarihli düşülen notlarına gebe.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...