Salı, Ekim 30, 2012

Ömre not

"Şanssız değilsin. Sadece hayallerin gerçekleşmeyecek kadar güzel."
Like Dandelion Dust

Perşembe, Ekim 18, 2012

Raflardan çekilen şiir kitapları ve şiirden çekilen şairler.

Türk Şiiri neden yayıncılar tarafından yalnız bırakıldı/bırakılıyor? Bu soruyu sorma nedenim geçtiğimiz günlerde D&R ve Remzi Kitapevinin raflarında artık şiir istemiyor oluşu. Ticaret açısından bakıldığında mutlaka arz talep durumu mevcut ve haklılar.
Peki bu kararın alınmasında şairler, vasatlık çağını yaşıyor olabilir mi?

Şiir yazmanın bu denli 'kolaylaştığı' bir süreçten geçiyor oluşumuzu; şiirini bildiğim bazı yazarların periyodik kitap basmalarından, yayınevi ve yazar/şair arasındaki sözleşmenin kapana benzer maddelerinden ve elbette şairlerin ekonomik durumlarının kötü oluşundan çıkarıyorum. Elbetteki şiir gecelerinin ahmak havasından kazanılan para, ev kirasına yetmiyorsa da su, elektrik, kondom parasına yetiyordu. Bu şiir gecelerinin genel bir çöküşü ifade ettiğini hep, her zaman içinde ya da dışında olsam da söyledim, yazdım. Şiirin birayla fermante oluş sürecine bizzat tanığım ve ikinci Arjantin'den sonra güzelim şiirler kurşuna diziliyordu. 
İşte bu gecelerin anlamsızlığı üzerine yakınan insanlar çoğalmaya başladığı sıralarda ve bu mekanlardan uzaklaşmaya başladığında bu kez şairler figan etmeye başladı. 

Eğer yazar/şair yazdıklarından uzaklaşıp kendisini esnaf gibi düşünmeye başlarsa, o vakit okuyucuyu müşteri gibi görür. 

Kimse gitmemeye başlar. Şiir gecelerinin özeti budur. Sonrada telefonunuza şöyle bir mesaj düşer. 'Şiir geceme lütfen gelin ya da facebook vs gibi sosyal paylaşım sitelerinden etiketlenir haberdar edilirsiniz.'

Gelelim yayınevlerinin şiir basmama raflardan şiir kitaplarını indirme kararı almasına... 

Öncelikle şu soruyu sormakta fayda var. 
Halihazırda şiir kitabı basan kaç şair bu karara tepki gösterdi? Yok ya da yoka yakındır. Bu bir, ikincisi; başta da bahsettiğim gibi yayınevleri arz talep usulüne göre yaşantılarını sürdürürler. Edebiyat eşrafı zaten bunu çok iyi bilmektedir. Şairden devşirme öykücülerin, romancıların türeme mevzuda bundan ileri gelir. Yani satmayacak 'şeyi' neden bastırayım mantığı! Halbuki disiplinler arası geçişi sağlamak -öykü, roman, deneme, vs.- yazarın gelişim düzeyinde önemli bir parçadır. Fakat edebiyatımızdaki çıkarcı damar bu düzey algısını bertaraf ederken aynı damar üzerinde bitlerinin kanlanması sonucunda devşirme disiplin arayışlarına meyledilmiştir. 

Bazı yayınevleri halen şiir basmakta fakat kan kaybetmeye de devam etmekte. Elbette büyük yayınevlerinden bazılıları da pilot şairlerini piyasa üzerinde sınıyorlar. Çünkü satıyor. Elbette bir roman ya da öykü yazarı kadar değillerse bile diğer disiplinlere yakın satış rakamları tutturuyor olmalılar ki, sözleşmeleri yenileniyor. 

Genç şair ve yazarlaraysa kapılar kapalı. Bu genç şair durumu başka bir yazının konusu olduğundan hiç değinmeden geçiyorum. 

Şairlerin şairlere vefa borcu vardır. Okumalarını adı duyulmuş şairler üzerinden yapan yeni şairler, eskilerden  mutlaka etkilenirler. Ve yazma dürtüsünü harekete geçirir geçmiş dönem şairleri... 

Derdimizin derin olduğu yaranın sahipleri olarak, yaralı parmağa işeyelim artık! 


Ayrıca Şiir ve Vefa konusunda küçük bir örnek
Bekir Tunga Uyar adını bir araştırırsanız bunu göreceksiniz. 

Vefa ise şiirimizin en güzel semtidir.  



arslanbogan@outlook.com

Salı, Ekim 09, 2012

yok bir aynada yüzüm.

sonra sanıyorsun ki içinden bir şeyler kopup uzaklara, hiç tahmin etmediğin kıyılara gidip orada kendini vura vura öldürüyor. tahmin etmenin imkansızlığındasın, imkanlar olanak dahilinde değil yani. hemen bir şeyler umut etmeye başlıyorsun sonra... sonra, umutta gelip geçiyor, hemde hiç sana dokunmadan baka kalıyorsun kendine, olduğun cisimden, ruhtan, seni sen yapan ne varsa karşısına geçip kendini izliyorsun. kendin. bir manzara bile değilsin. umutsuzluk; tırnak uçlarında nefes almaya başlıyor sonra, kirpiklerine yerleşip orada büyüyor, isteyerek besliyorsun onu, kanın canın oluyor. gitse üzülür kıvamındasın. "sevinç gelmesinde" diyemiyorsun. 

bir mengene ağzının tam ortasında kalıyor düşüncen, bir yanda umut bir yanda umutsuzluk.

aklın bu işe uzanamıyor, boyun gittikçe kısalıyor. evet, zamanında çiçekleri de severdin sen, atları, kadınları da... 

hepsi başlıyor, gelişiyor, geliyor, geliyorsun, sonra gidiyorlar. hep böyle oldu, olacak. 

bir silahta ne olmak istersin sorusuna mermi cevabını veren sen şimdilerde kovansın. dünyadan dışarı doğru atılan, hedefi olmayan, merminin kabuğu gibi kullanılmış, siktir çekilmiş değersiz bir meta... bakır bile değilsin örneğin. 

öylece kalıyorsun işte.  umut gelmiyor, umutsuzluk içinde. büyüyor.. devleşip tanrılaşıyor ama ölmüyor. işgalci çünkü, seni çok seviyor. organ organ ele geçiriyor, gram gram kilonu alıyor, varil varil içiriyor. çünkü senin bu dünyaya yakışmadığını düşünüyor. 




"zamlara haykir!"

"zamlara haykir!!!

1 ekim pazartesi itibaren geçerli olmak üzere doğalgaza yüzde 9.8, elektriğe ise yüzde 9.9 oranında zam yapıldı. geçtiğimiz nisan ayında elektriğe yüzde 8.1, doğal gaza 18.72 zam yapılmıştı.

bu zamlardan sonra tüketiciler bir önceki seneye nispetle faturalarında yaklaşık 100 tl’lik bir artışla karşı karşıya kalacaklardır. ayrıca yapılan zamların, en kısa süre içinde diğer tüketim mallarına da yansıyacağı düşünüldüğünde evdeki hesapların çarşıya uyamayacağı nettir.

türkiye tüketicisinin içinde bulunduğu mali yük ortadadır. asgari ücretin 701,44 tl olduğu gerçeği göz ardı edilmeden bakıldığında, hanelere yansıyacak bu gider artışı tüketicilerin taşıyabileceği yük olmaktan çıkmıştır. bu fiyatlarla daha az tüketmeye çaba sarf edilecek, bu da beraberinde ekstra sağlık giderlerini ve bir sonraki seneye daha büyük zamları peşi sıra getirecektir.

tüketiciler birliği, bu zamların geri çekilmesini istemektedir. bu zamlara olan tepkimizi 13 ekim cumartesi günü saat 18:00’da beyoğlu galatasaray lisesinin önünde dile getireceğiz.

oturduğumuz yerden hayıflanmanın, sanal ortamlarda klavye şövalyeliği yapmanın artık sesimizi duyurmadığı bir gerçektir. bu zamların geri çekilmesini istediğimizi ifade ederken hep birlikte seslenmeli, sesimizi duyurmalıyız.

konuyla ilgili olarak, sizlerin de davetimizi duyurmanızı, sosyal medyada paylaşım yapmanızı ve “zamlara haykır” adıyla bir araya geleceğimiz 13 ekim eylemimizde yer almanızı istiyoruz.

irtibat: 0 212 524 8282 - 0 212 521 3692
tüketiciler birliği"
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...