Salı, Şubat 12, 2013

Teşne'den topluma bakış.


Hâlbuki benim biraz daha ruha, baruta ihtiyacım vardı. Biraz daha ciddiyetin mağduriyetten arınmasına, mağdurların acımasızlığına, kendimi aynı atölyeden çıkan aynı dikişle birleştirilmiş paçavralar gibi hissetmemi sağlıyorlardı. Herhangi bir yerde öylesine duran bir umumi tuvalet, küçük 1, büyük 1.5 lira yazısına aldırmadan üzerine kol gibi sıçılıp sifonu çekmeden vurup kapıyı çıkılan kapkara bir delik gibi hissetmemi istiyorlardı.

Toplumun güldüğü insanlar vardı, toplumun 100 elli kez izleyip, birlikte ağladığı sahneler vardı, toplumun seks filmleri vardı, toplumun ahlakı vardı, toplumun hep beraber gittiği futbol maçları, karısıyla sevişirken ikinci bir kişi daha, otuz bir çekerken karsı haricinde başka bir kadın, orgazm olurken komşu duyar korkuları, içtiğinde hır çıkartanları dışlayan yanları vardı toplumun. Toplumun evleri vardı, toplumun gecekonduları yoktu, toplumun yırtık ayakkabılı çocukları, babası falanca işçi toplantısına gitmezdi o toplumun, bakkala yazdırılan ekmek, süt, Maltepe sigarası yoktu örneğin, örneğin bakkallar yok olmuştu çıtını çıkartmadan. Bu koskoca çöküşü kimsenin ruhu bile duymamıştı. Toplum böceğinin kulakları hem devasa hem de bir mikrop kadar küçücüktü.
Yani her şey olması gerektiği gibi işliyordu ve ben bu toplumun düşmanıydım. Çünkü bildiğim şeyler iflas bayrağını çeken bakkalların bildiklerinden farksızdı. Ne büyük çöküş ama bakkalı kapatmakla bir ömrü kapatmak arasındaki ince geçişi dinazor adımlarıyla, koca kapitallere yedirdiğimiz nüansla geçiştirmek evet, şimdi bir tek bana kalmıştı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...