Cuma, Ekim 25, 2013

Sanat Siyaset ve Edebiyat

Sokrat’ın savunmasından bu yana iktidar ve sanat tartışma konusudur. Sokrates’in savunmasını yaptığı meşhur mecliste kimler yok ki; şairinden felsefecisine, bürokratından siyasetçisine uzanan uzun bir yelpaze. İlerleyen yıllarda, bu mahkemeler, bilim insanlarına ateşle yaklaşmış, türlü çeşitli cadı avcılığıyla ün salmışlardı. Bilim ve din, din ve sanat, sanat ve iktidar defalarca karşı karşıya geldiler. Da Vinci örneğin kilise himayesinde çalışmasaydı günümüzün ceset hayranlarından biri olarak anılabilirdi. Fakat kaçak yaptığı bu çalışmaları, kilisenin göz yummasıyla daha rahat yürütmüştür. Keza iktidar ve para odakları sanatı sever, onlar çağımızın en iyi sanat sevicilerindendir. Çünkü pirana güdüleri iyi, köpek dişleri sağlam, koku duyuları en az bir domuz kadar gelişmiştir. Niccolo Machiavelli’i iştah açan prenslikler kitabını yazdığından beri, akılları da açılmıştır bu sanat sevicilerin.

Sanat bundan böyle imparatorlukların, din erbapları ve aristokratların himayesine girmiş, sanatçılarda bu omurgasız duruma boyun eğmişlerdir. İşte, “falanca kişi neden saptı, niçin bu kadar iskeleye yanaştı?” sorusunun cevabı budur. Parayla ilişkisini çarpık kuran sanatçı, elbette rüyasında kendini holding ceo’su olarak görecektir. Bu rüyada, yaşadığımız fukaralığında payı yadsınamaz.
Peki, sanattan para değil itibar kazanmak daha mı onurludur? Eğer konu itibarsa; elbette padişahın soytarısı, mahallelinin soytarısını kendine zül görecektir. Bu bağlamda geçen haftalarda Necip Fazıl’ın Adnan Menderes’ten para istemesi olayını bu kadar büyütüp tü kaka diyenler, Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşını yazdıktan sonra yaşadığı hayata ve daha sonrasında oğlunun düşkünlüğüne şapka çıkartmalıdırlar! Eğer bakış açımızı bizim cephe ve düşman hattı diyerek kurarsak -ki alışılagelmiş örnek budur- yanlış ata oynarız, oynuyoruz da.

Fakat asıl kangren, edebiyatta iktidar mefhumudur. Özellikle yeni yazmaya başlayanların rüyalarını kâbusa çeviren bu sorun, ilerleyen yıllarda daha da belirginleşip, katlanarak pis kokular yaymaya devam edecektir.  Örneğin Türkiye’de edebiyat ve şiir ödüllerine gölge düşmüştür. Ödül veren ve ödülü alan kişi arasındaki bu iğrenç ittifak, karşılığında itibar getiriyor, öyle mi? Hayır, biblo ya da belge değil, oskar verseler ne olur! Zaten çarpık ilişkiler silsilesinin, o çukurun içinde ismini cilalamaya çalışıyorsun ve bunu herkes görüyor. “İyi çocuktur, önü açık” diyen ödül vericilerde bu kötülük ittifakının kurucuları, devam ettiricileridir. Kamyon yükü insan küstürmüş, ah almışlardır. Alıyorlar, almaya da devam edecekler. Kaldı ki neyi neyle yarıştırıyorsunuz. Şiir ödül jürileri şiire nereden bakıyorlar, neye göre değerlendirip, nasıl sonuca varıyorlar? Şiir, yarıştırılabilir bir disiplin midir? Bunların sorgulamasını yapan kişiler zaten şiir yarışmalarına katılmıyor. Sevgili jüri bu duruşu nasıl değerlendiriyor merak ediyorum. Bu jüriler aynı zamanda yazı dünyasının iktidarı olduğundan her törende bulunmak, her kokteylde içmek, bitmek tükenmez anılarıyla beyninizi kilitlemekle meşguldür. Genç yazarlarda bu çarkta ne hikmet, nasıl, ne gibi bir keramet gördülerse bu dişliyi tamamlar, kötülük dayanışması da bu şekilde yuvarlanıp gider.
Beyler şiir atı bir derginin adıydı. Sezai Karakoç Şahdamar’da “Biz koşu bitikten sonra da koşan atlarız” derken başka bir şeyden bahsediyordu, siz yanlış anlamışsınız.
Yaşadığımız bu sorunlar aklıma sürekli yazarlıktan emekli olma düşüncesini sokmuştur. Yazarlığı bir meslek olarak ele alındığımızda emeklilik zamanı gelmiş onlarca isim sayabiliriz. Fakat bu serüveni son an’a kadar yaşatmak isteriz. Bunun en iyi örneklerini şairler vermiştir. Rıfat Ilgaz’ın son şiiri Elim birine değsin / Isıtayım üşüdüyse / Boşa gitmesin son sıcaklığım!  

Şiirin duygu dili olduğunu düşünürsek bu istek anlaşılabilir. İçinde handikaplar bulundurması bakımından da tehlikelidir. Tekrara düşmek, bunu fark etmemek, yola devam etmek. İşte bu bermuda şeytan üçlüsü yazıyı da yazarı da batırır. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...