Salı, Kasım 26, 2013

hicran

hangi sabahtan kalkar bizim
uykularımız.
 

sakın çekme üstümden geceyi, gündüz 
beni yorar. Tanrım, tanrıları başkalarının 
gülmesine izin veriyorken 
bana neden yırtık bir ceket gibi yalnızlığı bıraktın? 
seninle mavilerimiz başka akardı denizlere 
yeşil ayrıydı. Bir ağaç büyürdü aniden, apansız, 
öyle güzel gözleri vardı, öyle güzel elleri 
kırılıp tamir edilen bir şeylerin yeniden başlaması gibi 
kırdın sonra onardın kötü günleri.


adını kaldırdın o semtten taşıdın beni soyadına
bir tabak daha ekledim bir kaşık çatal daha 
biraz daha terk ettim rakıyı 
akşamlar seninle uzadı
durup bize bakardık 
bir fotoğrafın gözleri sanki:
ikimizin de hiç babası olmadı 
çok ağlattılar bizi
saçlarımızı hep ama hep kendimiz okşadık 
yarasını yalayan köpekler gibi 

sonra akşam olurdu otelde 
acı çoğalırdı 
çünkü herkes iki kişilik yaşamaya alışmıştı 
kayıt defterlerine adımız hiç 
yan yana yasal yazılmadı
bundan çarptığım kapı, vazgeçtiğim dünya 
üzerimdeki ağırlık hayattan başkası değil 
ve yakışmıyor bana, benim gibi
iç cebinde oğlunun resmini taşıyanlara
gece benden kalkar gündüz olur 
biraz benden sonrası mutluluk 
bana hazırlanan tetik, bana uygun ölüm 
hayat; yazıp yırttığımdan fazlası değil. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...