Pazartesi, Aralık 02, 2013

kara

kendi soğuğumdan kalkıyorum 
sırtımdaki hançerleri saklayıp saklayıp o güne 
rakıya oturuyorum 
akladın, sevdin beni zevcem.
-sağ ol. Başımı beladan alıkoymadın- 
sabahları senin ellerinle dokunuyorum ağrıyan başıma 
birazcık daha ellerim olsa ah keşke olsa 
evimin camları çoğalsa durmadan 
evet, bana lanetler okudu o kadınlar. belki tütsülendim ıssız odalarda 
belki senden daha sıkı tuttum onların etlerini. Kara kara… 

benim Dicle`m durdu, herkesin ki ayrı akar ayrı yerlere 
ama anlıyor musun benim ki dondu! 
baykuşlu bir soğuk var şimdi boğazımda 
ölüm bu. en iyi yolu bulur. 
biliyorum! bilmek yetmiyor bunu da biliyorum. 
zevcem! kapıyı kırıp iyilikler atsan şu süt kokan yatağa 
alımla kutsa, derim ve yüzümle 
ancak benden böyle çıkılır, çarpılan kapılara böyle varılır
gece geldi, beşer onar hüzün, küfür eder gibi 
bitmesin alacakları. Benim, beni aşan öfkem yeter. 

hem artık biliyorum 
insan en çok neresinden sevilir. 
zevcem! Kim kimin uçurumu şu söndürdüğümüz sigarada 
üstümüzden geçen günde 
saatimize çok bakmışız ne fark eder, bize doğru çok trenler mi kalktı sanki 
üzülelim diye aşk var ve öyle kalsın şimdi 
nasılsa yarın bizi birisi 
aynı yaradan yakalar.  
o zaman ağlayabiliriz belki.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...