Salı, Aralık 31, 2013

Konu ne?

Metallica ile aşık olup Müslüm dinleyerek ayrıldığımız dönemleri geride bırakalı şok oldu. Araya Gündüz Vasaf'lar girdi, klasikler, kapitaller, cilt cilt devirdiğimiz kitaplar oldu, gece başucuna koyup orada unuttuklarımız, yüzüne bakmadıklarımız... Kadıköy'de belediyeyle hiç işimiz olmadı ama esnaftan çok yerli malı günü gibi yaşamayı seçtik çünkü. Arada kıçın arasına kaçan don gibi rahatsız da etti mi etti mına koyim. budageçerebirazdansetmeliyim diyerek haddinden fazla camel tükettik şişe şişe biraları yan yana dizip rüyalarda gördük sonra.

Konu şu, insanın etrafında insanlar olmalı. Az olmalı diyenleri çok gördüm fakat konu her zaman artistlik jimnastik kıvamına geliyor. Onca kitap okumuşsun ne kadar az olabilirsin ki? Bak Pessoa'ya ne kadar tek değil mi!?
Gözüm tek olmuyor çünkü çilehanenin kapısına kilit vuran zabıta kendini asalı binyıloldu.

Konu şu, Kadıköy'de yalnız gezen adamlara 1 gece rastlamayacaksın 2 yalnızsan hemen bir bara sığınacaksın 3 yağmurda semtin sokaklarında yürürken başını öne eğeceksin yoksa seni kendine aşık edecek bir çift gözle karşılaşıp hayatını sikebilirsin.

Cuma, Aralık 20, 2013

daha

daha diyerek açtım gözümü
göz ki; nuru çekilmiş
görmekten yorulmuşum, malum
geç girip güneşsiz kalktığım yataklarda
buruşuk çarşafmış içim, içim; merdiven dolu dünya
indikçe kuyuma; hırçın karanlık sonsuz benlere sürükledi beni
anladım.
riya, şimdilik vardığım son nokta
biri dedim beni alsın
biri dedim beni alsın
üç oldular sonra
düştüm dizlerimin üstüne
daha diyerek açtım gözümü
anladım
şimdilik İran değilim.
son masal okunurken, kitle çocuğa, uykusuz kalan fin nokta idim.
değerli sanıyordum kendimi; elmas işleyen toprak,
kulun şarjörüne sürülü tanrı gibi
ne ise verilen onunla gönendim.
döndüm baktım kendime hava kapalı.
iyiyim, yağmura çıkmış köpekten daha iyiyim
sevgilim sorun yok bu ormanda.
bu dağ çıban, bu nehir kan ve bu kadar kadın olmasa!

Pazar, Aralık 15, 2013

nefes almayı

bilirim, siz nefes almayı seversiniz.
gezdirirsiniz kendinizi dünya denen sokakta
ipekten geliyorum oysa, ben yokum hiçbir rüya da

içe kıvrılan bir çengel gibi astım bu düşünceyi
acı da çekiyorum esrar da
karıştıkça aklım sigaram sönüyor, trenin birindeyim
okyanusa gidiyoruz sen birden kış oluyorsun
çağ bu, özenli nakışlarla süslediğin
hayat bu, fikri kendisinden kötü
bilirim siz nefes almayı

hadi, ince daha ince düşünelim
mavi örneğin

Perşembe, Aralık 12, 2013

bilmiyorsun.

Edip Cansever'e

postal içinde gül yetiştiriyorlar, güzelliğe 
çalım bu. halbuki bizim uzaklara bakan köpeklerimiz vardı 
ankaralarımız vardı, orada bizi seven kadınlarımız
sonra ellerindi dünyayı güzelleştirmek için kullandığın
bazı çiçekleri kara topraklara dikerken
hep iyileşsin diyeydi doğarken çekilen acı 
gittin.
ah bilmiyorsun Edip 
dünya sensiz sınıfta kaldı 
şiirden. 

Çarşamba, Aralık 11, 2013

gülme gülünce sokaklar meyve kokuyor.

kaç kez sevişirsek yazarım? bilmiyorum bunu, allah'ta
dar sokaklar, dar zamanlar için yapılmış olmalı, 
yoksa sen bu kadar göz, sokakta bunca acı da olmazdı. 
orman demişsin; evet, ağaçlar ormanın demirbaşı 
orman demişsin; evet, kuşlar başka bir gökyüzüne kiracı
ve sevdanın koridorlarında bekleme yapılmıyor, hava soğuk çünkü

sevişmek için onlar otel arasın, biz kendimize belki bir devlet kuralım.
çünkü senin atlasın gözlerinden başlıyor. 
ya da sana bir başkent lazım. 
bunu biliyorum allah bilmiyor.

Pazartesi, Aralık 02, 2013

kara

kendi soğuğumdan kalkıyorum 
sırtımdaki hançerleri saklayıp saklayıp o güne 
rakıya oturuyorum 
akladın, sevdin beni zevcem.
-sağ ol. Başımı beladan alıkoymadın- 
sabahları senin ellerinle dokunuyorum ağrıyan başıma 
birazcık daha ellerim olsa ah keşke olsa 
evimin camları çoğalsa durmadan 
evet, bana lanetler okudu o kadınlar. belki tütsülendim ıssız odalarda 
belki senden daha sıkı tuttum onların etlerini. Kara kara… 

benim Dicle`m durdu, herkesin ki ayrı akar ayrı yerlere 
ama anlıyor musun benim ki dondu! 
baykuşlu bir soğuk var şimdi boğazımda 
ölüm bu. en iyi yolu bulur. 
biliyorum! bilmek yetmiyor bunu da biliyorum. 
zevcem! kapıyı kırıp iyilikler atsan şu süt kokan yatağa 
alımla kutsa, derim ve yüzümle 
ancak benden böyle çıkılır, çarpılan kapılara böyle varılır
gece geldi, beşer onar hüzün, küfür eder gibi 
bitmesin alacakları. Benim, beni aşan öfkem yeter. 

hem artık biliyorum 
insan en çok neresinden sevilir. 
zevcem! Kim kimin uçurumu şu söndürdüğümüz sigarada 
üstümüzden geçen günde 
saatimize çok bakmışız ne fark eder, bize doğru çok trenler mi kalktı sanki 
üzülelim diye aşk var ve öyle kalsın şimdi 
nasılsa yarın bizi birisi 
aynı yaradan yakalar.  
o zaman ağlayabiliriz belki.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...