Cumartesi, Kasım 29, 2014

şimdi uyuyorum, yarın daha iyi bir gün değil saniye getirsin diye.

çıt deyip kırıldığımız günler... önce sıfatlardan kurtulmalı diyerek çıktığımız yoldayız. Bu iyi, bu güzel, şahane hatta. insan kendini peygamber yarısı hissediyor. mümkün olsa alkollü bir gecede gaza gelip ilgili manifestolar yazılabilir hatta. fakat sorun yazmakta değil. elbet güzellemeler yapılabilir, elbette kafiye barındırmaz her acı, çünkü yarasından büyük değil hiçbir acı... özetlenebilir. 
önce sıfatlardan yani adının önüne koyulan egolardan kurtulmalı diyerek çıktığımız yolda yanaklarımız ha kızardı ha kızaracak. mihenk taşımız 'enseyi karartmamak' üzerine kuruluyken, sokaklar varken, yalnız başına kalıp otel odalarından, evinin balkonundan, sinema salonlarında overdoz'dan, kat be kat'lardan atlayan arkadaşlarımız varken, rakılı, biralı, votkalı sohbetlerde sıfatını cilalı sözlerle parlatmaya çalışmanın yaşı yok yaşlı abim, genç kardeşim... çünkü diicem demesem olmaz çünkü,

Çünkü iştigal ettiğin işin hakkını vereyim derken mezarın oluveriyor farkında bile değilsin. 'İşe yeni başlayanlar' istiyorsun ki sohbete 'sayın' diye başlasın. İmza günlerinde İstanbul Ankara arası trafik sıkışsın. Yok öyle hayat. En azından benliğini yazarlık/yayıncılık adı altında ilgili makama satışa çıkarttığın gözüküyor.
Yayımladığın kitap/lar, yazdığın dergiler ve telefon rehberindeki isimler... Hepsi kadarsın.

Kendi kendime sürekli 2014 diyorum 7 milyar insan diyorum. İnsan diyorum 30.000 yaşında, yaşayanların daha fazlası toprağın altında, toprak ölü kokuyor diyorum. Diyorum ki, insan dünya da önemli kainatta belki! Olabilme ihtimalimizi hesaplıyorum bu hengamede, Ortadoğu dağlarla kaplı bir mekan, gerillası bol askeri zorunlu. Kafa kesenlerin, bira içenlerle kapıştığı bi coğrafya...

yok aga, sıfat senle değil yaşadığın toprakla alakalı. seninle dalga geçene gülüyorsan, coğrafyada çiçeksin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...