Cuma, Aralık 12, 2014

Doz Aşımı

Hayat iyi değil. Anlık sevinçlerin gölgesinde taşınır mutsuzluğun kadavraları. Yaşamın şahane elleri vardır evet ama yaşayanı jiletten tırnaklarıyla okşamayı sever o. Kendimizi daha ne kadar kandırabiliriz (?) bunu bilmiyorum. Ama süslü varaklarla sunulan manzaranın çok uzağındayız. Elbet bu bir ortadoğu klasiği, elbette böyle iğrenç olacaktı ve oluyor yani olabiliyoruz(u) oynuyoruz. Mükemmel tiplemelerimiz var. Hatta karakterlerimiz. Türlü çeşitli! Boktan bir mozaik'iz.
Ülke boktan, siyaset boktan, sevgililer boktan bu kadar bok içinde yetiştireceğimiz çocuklarda elbette boktan olacak. Pollyanna'cılığı bırakıp Flaubet gibi düşündüğünde hayatın köşeye sıkıştırdığı kedi yavrusundan farksızız. Üstümüze gelirken sadece minik pençelerimizi lanet asfaltta geçirebiliyoruz. Dahası yok dahası yapabileceğimizin ötesinde. Hadi erkekler giden geminin ardından kaçan trenin peşinden, hadi kadınlar mendillerimizi sallayalım.  

Yani: Şahane-i Hakikât!

Sıkılmak ne (!) zombi gibi yaşıyoruz. Ne ölüyor ne hayattan zevk alıyoruz. Elbette hayat denen orospu çocuğu da bunu farkında, kendisini terk etmeyelim diye, açlığımızı giderelim diye önümüze kol parçaları atıyor. Susuzluğumuz içinse bira!

Hayat denen geri zekalı dönüşüm içinde, toprağa gömüp üzerinde seksek oynayan çocuklara mı iyi insan olmayı öğreteceğiz. Saçma. Sadece çok saçma!

Peki çözüm ne? Bu işte çözüm bu. Kocaman bir HİÇ. Benden önce yaşanmış şeylerin tekrarını yaşıyorum. "Sağolsun" annem babam ve sizinkiler bize böyle şık bir miras bıraktılar. Günden güne eskiyen, üreyen bir miras.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...