Perşembe, Ocak 30, 2014

koma

Öyle yaralar vardır ki; ruhta handikap, beden de yara, sırtında hançerle geçersin, çağdan çağa atlarsın, milenyuma girersin.
Sonra sırtını aynı acıya yaslayıp çıkaramadığın hançeri daha da derine sokmaya karar verirsin.

Bir nevi Beşir Fuad

Çarşamba, Ocak 22, 2014

Aziz Yıldırım'ı sevmek zorunda değilsiniz. Ama!



Aziz Yıldırım’ı sevmek zorunda değilsiniz. En son yazacağımı baştan yazayım da dikkatiniz dağılmasın.

Öncelikle altı yaşından beri takımının peşinden koşan bir Kadıköylüyüm. Fenerbahçe’nin nice başkanlarını gördük hepsi geldi geçti. Elbet Aziz Yıldırım’da geçecek. Bunda bir sorun yok. Karşısına, kendisinden daha iyi bir rakip çıkarsa/çıktığında, bu da olacak. Bizim için kulübümüzün ayakta kalması önemli. Ayakta kalmaktan kastım, elbette küme düşürseler dahi –ki bunu geçen sene 2011-2012 sezonunda biz talep etmiştik- bu taraftar; kar kış demeden, deplasman kovalayarak Fenerbahçemize omuz verecek. Takım asfaltta top koştursa kaldırımdan destekleyecektir. Niye? Çünkü biz bir aileyiz.

Biz Fenerbahçemizi işgal ordularının karşısında destekledik. Sağolsunlar yüzümüzü kara çıkartmadılar.

Biz Fenerbahçemizin forvetini, defansını liberosunu, kurtuluş savaşına gönderdik. İyi savundular, iyi saldırdılar ki gönderdiklerimizin çoğu dönmedi.

Biz Fenerbahçeyi aile bildik. Evleneceğimiz kadınları/adamları önce Fenerbahçeli yaptık sonra aile olduk. Çocuklarımızın ilk zıbınları sarı lacivertti.

Biz Fenerbahçemizle çok iktidarlar gördük!

Gelelim konuya; İktidar-Cemaat kavgasına meze olmayacak kadar akıllı ve köklü bir geçmişimiz var. Mehmet Ali Aydınlar önderliğindeki tezgahı ve tezgah ardındaki Akp iktidarını gördük. Aziz Yıldırım bu kumpastan %75 oy alarak, yaklaşık 10.000 üyenin 7.500’nün oyunu alarak tekrar başkanlığa seçildi. Burada iktidar -Akp- ilk yenilgisini aldı.
3 Şubat sürecinde Akp’nin kolluk kuvvetlerine direnen de Fenerbahçe taraftarı yani bizlerdik.

Adaleti gidin;
Ali İsmail Korkmaz’a,
Abdocan’a,
Ethem’e,
Ahmet Atakan,a,
Mehmet Ayvalıtaş’a,
Medeni Yıldırım’a…

Saha içinde kafasına tekme yiyen taraftarlara…

Stat yenilenmeden yani Aziz Yıldırım yokken kuyruğa girip bilet almak için debelendiğimiz sırada, yediğimiz polis coplarına… Adaleti gelin bize anlatın. Adaleti anlatın.

Sizin adaletiniz bu kadar. Kendi oğullarınızı koruyup kollamak için çıkarttığınız yasalardan biliyoruz adalet ne menem bir şeydir.

Başkanın da dediği gibi.

Bu kararı tanımıyoruz!
Fenerbahçe son kaledir teslim alınamaz!

Taraftarın dediği gibi.

Ali İsmail Korkmaz Fenerbahçe Yıkılmaz! 

Cuma, Ocak 17, 2014

Niye bunu yapmamalıyız?

İte kaka yazı yazacaksan bari iyi dayanakların olsun. Olay bütünlüğünden kopma, giriş gelişme sonucun olsun. Sağ elinle sol kulağını tutmaya çalıştığını belli etme. Konunun etrafında dönme, dönüyorsan da belli etme. Bir de Gezi'yi her boka tahvil etmeyin kardeşim. Görende 7/24 direniş düşünüyorsunuz sanacak. Ayıp. Gezi'den önce bak Zonguldak Maden işçileri var, dön geri Seka var git biraz daha Mustafa Suphi, al sana Rusya onun öncesinde Narodnikler gel beriye Krocnad denizcileri. Yapmayın sırıtıyor, komik görünüyorsunuz.

eller alfabesi

harfler geçiyordum öyle nazenin
beni gitti z'ye bağladı 

avlu daraldı bana artık gökyüzü var mı?
sevin

nakışlı hayatının sökük bir yeriyim, sevin
sevin

atını bağladığın ağaç, ayakkabını çıkarttığın kapı benim değil 
sevinin

beni gittin z'ye bağladın
bu aldığım nefes söyle şimdi kimin? 

İnan Ulaş Arslanboğan



Perşembe, Ocak 16, 2014

Niye Tolstoycuyuz?



İhanete uğradığında kolların kırılmış gibi olursun. Affedebilirsin ama... Artık asla sarılamazsın.
Lev Tolstoy

Pazartesi, Ocak 13, 2014

Nefes almayı unutmak nedir bebeğim?

Biz şimdi ölsek; en fazla kahvede çaylar soğur.
Yılmaz Odabaşı

Geçtiğimiz hafta Selçuk amcayı kaybettik. Oğlu Eren arkadaşımdı 12 yıl önce daha 19 yaşındayken sahne dekorunun devrilmesi sonucunda aramızdan ayrılmıştı. Şimdi, babası Selçuk Uluergüven'le koyun koyunalar.
Birkaç gün öncesinde de Adnan Azar gitti. Evimde bir kitabını bulmuştum. Öteki yayınevinden çıkmış Vedat abiye sordum. Evet, dedi. 'Zamanında şiir basıyorduk.'  Kitabın editörlüğünü Ahmet Telli yapmış. Kısacık şiirlerin olduğu incelikli bir kitap.

2014 hiç iyi başlamadı anladık. Herkesi oyundan almaya kararlı.

Sonra dün ölüyordum. Aslında geceleri çok sorun yaratmıyordu. Bilinç kapalı olunca, daha doğrusu üst beyin topu alt beyne paslayınca pek sorun olmuyordu geceleri nefes almayı unutmak. Hatırlamıyorsun çünkü.
Fakat şimdi öyle mi? Değil! Gündüzde nefes almayı unutmaya başladım. Şimdi bunları yazarken bile unutuyorum. Neyse dün bir atak geçirdim. Geçirdim gitti. Şimdi bir hastane bulup şu sorunu çözmem gerekiyor. Nefes almayı unutmak nedir bebeğim?

Salı, Ocak 07, 2014

alengir

beni bıraktığın gün tuttum ben bir örgüte yazıldım
anlamı kalmamıştı çünkü hayatın
öldüm sandığımda uykunun birinde 
yani sevgilim uykumda göçmek isterken düşündüm,
sonbaharın da sebebi olmalı,
kabustan yalnız bırakılmış bir halk gibi kalktım
halkta, uyku da, örgütte, sevdanda bir boka yaramadı
anladım.
beni bıraktığın gün, ben tuttum bileğimi kestim
silahım olsaydı kesin kendimi öldürürdüm
örneğin kurşun aklımdan geçerdi, ölmedim.
benden önce ölenler vardı. çok kan aktı sene 77
ben bu tarihte doğduğum için adım böyle alengirli
tarih de, kan da gizli bilmeceymiş çözemezmişim
anladım.

beni bıraktığın gün, gittim avludaki çiçeği suladım
saksısına biraz daha hapsolsun diye
hiç girmedim içeriye ama arkadaşlarım ölecek hapiste
ben dışarıdayım çok şükür, kader diyor
düşün, peşinden koştuğumuz halk bile!
anladım.
seni bırakmadım, an ne?
akrep bile koşarken zamanın peşinde
çağımı ve acımı arıyorum
kimsenin günahı yok, içimdeki merdivenlerden sorumluyum
indikçe mezar, çıktıkça hayat
tam ortasına gerilmiş bir halattayım
anladım.

anladım
kaybetmenin elleri de varmış, insan içine çekildiğinde
seni hep alkışlayacak olan
ben bir kadına yenildim
sen iyi oyna
ben kaybettim
sen kazan fenerbahçe!
ama bil. seni de kadını da bıraktığım gün
felaket şeyler olacak memlekette!

İnan Ulaş Arslanboğan

Cuma, Ocak 03, 2014

?

bazen tezgah işlesin diye varsındır. akıtılacak kan çoktan damarlarından boşalmış, çekilecek çile kadavra haline gelene kadar çekilmiş, geriye bir ince allah belanı versin kalmıştır amına koyayım.
fakat çağ ve çap bunu gerektiriyor.

Shroud Of False

We are just a moment in time, 
A blink of an eye, 
A dream for the blind, 
Visions from a dying brain,
I hope you don't understand

Perşembe, Ocak 02, 2014

bir hal

günlerdir ağzımda tuz tadıyla kalkıyorum 
acı bundan sonra ben olsun
kanatlarını döktüğün otel odasından topladım ben!
keder ne ki, kaderinin yanında? o da sana benden çay olsun.
bana dünyayı daralttığında suya eğilip yılan gibi fısıldadım; 
sevgilim artık uçamayacaksa, kollarımı sana bırakıyorum kanat yap ona

milyon kez tekrar ettim 
ben varım ben varım ben varım ben varım ben varım
olamadım yanında
sırtıma dönüp bakıyorum gölgesi vuruyor duvara bu hançerin
yapraklarımı döken kış ellerimi de dal yapıyor doğaya
mutlu musun diyerek eğiliyorum suya, su; garibanım bu okyanusta
çölde altındır değerim. bundan
bende bir hal var
bende bir hal var
bende bir hal.

şimdi hangi soruda yanlışım bilmiyorum.
hangi sözcükten çektim kendimi de gövdesi oldum bu fiilin

gidiyorum.

ağla kollarımı bıraktım sana
kollarımı
kollarımı
onlarla ağla.

İnan Ulaş Arslanboğan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...