Pazar, Mart 09, 2014

Bulantı



Beni geniş masalarınızda tükettiniz. Klasik müzik eşliğinde, birbirinizin karılarını süzerken, gün içinde imzaladığınız çeklerle, kontrol ettiğiniz dekontlarla, şoförlerinizle, rahat koltuklarınıza kurula kurula tükettiniz. Aranıza girmeye çalıştım “suskun” değip, gülerek konuşmalarınıza devam ettiniz. Acıdım! Anlamsız biçimde acıdım. Ruhumu yılan gibi sürükledim oradan oraya. Karanlıkta kaldım. Biraz çığlık atmaya bile utandım. Her yerdeydiniz.

Kendimle kalayım dedim. Açlıktan bahsettiniz.

Hiçbir zaman tam olamadım, olamam da. Bana öğrettiklerinizle yaşamak zorundayım. Savaşlarınıza katılmak, ateş ettiğiniz tüfekleri tutmalı, yağlamalı Cuma günleri etek altı tıraşımı kontrol etmenize yardımcı olmalıyım. Sizin kurduğunuz dünyada yaşamaya çalışmak, sizin konuşmalarınıza ortak olmak, dinlediğiniz şarkıları defalarca dinlemek zorunda bıraktınız. İttiniz! Oysa ben bir ağaç olmak isterdim ya da ne bileyim öyle bir şey ama asla insan değil. Beni insanlığa alıştırdınız. Okula gönderdiniz, diplomalarıma baktınız. Not ortalamalarıyla işe aldınız hırçınlık yaptım kovdunuz. Holdinglerinizin canı cehenneme. Borsalarınızın canı cehenneme. İş ahlakınızın sıçan kadar değeri olmadığını biliyorum. Özgeçmişe gerek yok hiçbir yerde. Ne kitaplarda ne şirketlerinizde hiçbir yerde buna gerek yok. Bir ağacın bunlara ihtiyacı yok.

Yarattığınız algımın dışında olma hakkımı elimden aldınız. Yarattığınız sokaklara çıktım. Döşediğiniz kaldırımları adımladım. Kavgalarınızı izledim, kurlarınızı… Biliyorum ki aklım sizden miras, sizi sevmiyorum.

Güneşi gördüğünüzde döküldüğünüz sahilleri, mutlu aile fotoğraflarının içinde ketum duruşlarınızı, kendi yaşamlarınızdaki bu körlüğü görüyorum ve sevmiyorum sizi. Sizin dünyanızı reddedemeyeceğimi biliyorum. Biliyorum ne kadar köşeye sıkıştığımı.

Oysa sadece kendimle kalmak istemiştim. Gitmek istediğimde benden daha telaşlıydınız! Beni sürekli kurtardınız. Aranıza karışmamı ve yok olmamı istediniz. Öyle sıradan bir uyku gibi.

İnan Ulaş Arslanboğan  
/ 2009 yaz

Salı, Mart 04, 2014

Heinrich von Kleist

Heinrich von Kleist 


Kelimelerin deli gibi akmasını sağlayan, kötü bir eğitim alıp sonrasında ordudan teğmenlik rütbesiyle ayılan, serseri ruh hali ve umursamaz tavırlarıyla Almanya'yı terk edip Paris'e aylaklık yapmaktan çok ekmek parası kazanmaya çalışan, biri Fransa'da olmak üzere Almanya'da toplam iki gazete çıkartan ve hayata hiçbir zaman tutunmayı başaramamış bir adem oğlu... Heinrich von Kleist.

Hayatının son gününde, rahim kanseri yüzünden intihar edemeyen sevgilisi o'na der ki; "Ben yapamıyorum, beni öldürmelisin"
"Hayır, beraber ölelim öyleyse"

Gölün kıyısında kahvaltı yaparlar. Sonra sevgilisinin kalbine bir el ateş edip, silahı kendi ağzına sokup mermiye güzergahı gösterir.

Kleist intihar mektubuna şunları yazar.

“...Asıl mesele şu ki: Bana bu gezegende hiçbir zaman bir yardım eli uzanmadı.”

Heinrich von Kleist 18 Ekim 1777 – 21 Kasım 1811
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...